ŞEHRİN DİPNOTLARI 33

Hani vardı ya bişeyler..işte ben hala o şeylerdeyim.
Nereden geldiği belli olmayan bir hüzne teslim oldu sokaklarım.
Dengesini yitirmiş sarhoş gibi bir oyana bir buyana sallana sallana yitirdik günlerimizi.
Oysa ben el yordamıyla ördüğüm sevdamın adını taşıyan
burçlarında çok mutluydum. Çünkü sadakatliydim sana karşı.
Özümden aldığım sözleri özünden kopan gözlerine baka baka nasılda söyleyiveriyordum.
Çok cesurmuşum çok.
Şimdi sırtımda Minyelinin taşıdığı küfe var. İçi tıka basa hıçkırık dolu. Bağdat dolu, Endülüs dolu, Kudüs dolu, İstanbul dolu. Coğrafya kitaplarındaki bütün haritaları silip yerine adı özgürlük olan adı İslam olan yeni haritalar çizmek istiyorum. Ah sırtımda Minyelinin küfesi nasılda terliyorum. Bu sıcakta yaşamak ne kadar da zor.
Ey sevdam hangi lalezarlarda düşürdük umudu. Birileri gibi lale devri çocukları da olmadık ki, hayatı oyun ve eğlence sanalım. Tek kişilik hücrelerde yaşanan kışlara inat bahar bahçe mevsimleri yaşamamış mıydık. Teymiyyenin sözlerini kazımamış mıydık duvarlara” biz cennetimizi yüreğimizde yaşarız” diye.
Kaybettik bir bir. Kimimiz terfilerle yükseldik!!, kimimiz ihalelerle büyüdük!!, kimimiz el etek çektik düşlerden!!.. bu inançlar bir düştü bizde teker teker DÜŞtük. Önce düşümüze düştük. Sonra yenik düştük.
Bu şehirden kaçmak vaktidir*
Çünkü ha biz varız ha maskeli baloyuz* birilerinin düzenlediği partilerde. Hani peygamberin hendek savaşında haber verdiği fetihlerde olmasa tümden kaybolacam insanlar arasında. Karnına taş bağlayıp iki büklüm beliyle her kayaya vurduğunda
KİSRA NIN SARAYLARINI VAADEDİYORUM
İSTANBULU VAADEDİYORUM
MEKKEYİ VAADEDİYORUM..
Değişin yüreklerimizde..
Biz yanındayız sevgili. Şu dünyada hatıran kalan sözlerinin hürmetine vaat ettiğin beldelerdeki insanlara söylediğin sözleri tekrar hatırlatmak için..ah bu küfe ne kadarda ağır. Bu sıcakta yaşamak ne kadar da zor.
Beyazeylem
* /* Cahit zarifoğlu







