18/7/2008 · Kategori: SehrinDipnotlari

ŞEHRİN DİPNOTLARI 33

 
Hani vardı ya bişeyler..işte ben hala o şeylerdeyim.
Nereden geldiği belli olmayan bir hüzne teslim oldu sokaklarım.
Dengesini yitirmiş sarhoş gibi bir oyana bir buyana sallana sallana yitirdik günlerimizi.

Oysa ben el yordamıyla ördüğüm sevdamın adını taşıyan
burçlarında çok mutluydum. Çünkü sadakatliydim sana karşı.
Özümden aldığım sözleri özünden kopan gözlerine baka baka nasılda söyleyiveriyordum.
Çok cesurmuşum çok.

Şimdi sırtımda Minyelinin taşıdığı küfe var. İçi tıka basa hıçkırık dolu. Bağdat dolu, Endülüs dolu, Kudüs dolu, İstanbul dolu. Coğrafya kitaplarındaki bütün haritaları silip yerine adı özgürlük olan adı İslam olan yeni haritalar çizmek istiyorum. Ah sırtımda Minyelinin küfesi nasılda terliyorum. Bu sıcakta yaşamak ne kadar da zor.

Ey sevdam hangi lalezarlarda düşürdük umudu. Birileri gibi lale devri çocukları da olmadık ki, hayatı oyun ve eğlence sanalım. Tek kişilik hücrelerde yaşanan kışlara inat bahar bahçe mevsimleri yaşamamış mıydık. Teymiyyenin sözlerini kazımamış mıydık duvarlara” biz cennetimizi yüreğimizde yaşarız” diye.

Kaybettik bir bir. Kimimiz terfilerle yükseldik!!, kimimiz ihalelerle büyüdük!!, kimimiz el etek çektik düşlerden!!.. bu inançlar bir düştü bizde teker teker DÜŞtük. Önce düşümüze düştük. Sonra yenik düştük.

Bu şehirden kaçmak vaktidir*
Çünkü ha biz varız ha maskeli baloyuz* birilerinin düzenlediği partilerde. Hani peygamberin hendek savaşında haber verdiği fetihlerde olmasa tümden kaybolacam insanlar arasında. Karnına taş bağlayıp iki büklüm beliyle her kayaya vurduğunda
KİSRA NIN SARAYLARINI VAADEDİYORUM
İSTANBULU VAADEDİYORUM
MEKKEYİ VAADEDİYORUM..
Değişin yüreklerimizde..

Biz yanındayız sevgili. Şu dünyada hatıran kalan sözlerinin hürmetine vaat ettiğin beldelerdeki insanlara söylediğin sözleri tekrar hatırlatmak için..ah bu küfe ne kadarda ağır. Bu sıcakta yaşamak ne kadar da zor.

Beyazeylem

* /* Cahit zarifoğlu

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

11/7/2008 · Kategori: SehrinDipnotlari

ŞEHRİN DİPNOTLARI 32



Ilık bir bahar akşamıydı. Renkli ampüllerimiz masamızla beraber bahçemizide ışıldatıyordu. Rahatsızlık veren birkaç sivrisineğin dışında keyfimize diyecek yoktu. ağabeyim enstrumansız sesini akort eder ve en hüzzamından girerdi hayatın;

 

ömrümüzün son demi son baharıdır artık
maziye bir bakıver neler neler bıraktık
küserek ayrılırsak olur inan ki yazık
maziye bir bakıver neler neler bıraktık”

 

anlayamadığım bir nedenle annemin gözleri dolardı. Maziye bir bakıver ahh ahh derdi. Bense ateş böceklerini seyrederdim.

Sonradan sonraya anlamlandırabildim, annem hayattan kopmuştu. Çok özlüyorum. Annemde dedemi çok özlermiş meğer ve maziye bir bakıverdiğinde dolarmış gözleri.

 

Uzun sürmezdi ağabeyimin enstrümansız sesi. Araya dayılarım direr ortamı dağıtır nerdeyse halaya dururlardı ufacık bahçenin içinde. Ne günlerdi. Şimdi o günlerden kalan annemin omzuna aldığı şalı var yanımda. Ve acayip bir hüzzam içinde şimdi hayat.

 

Akıp gidiyor işte zaman gökteki yıldızlar kadar hızlı. Parlıyor ve sönüveriyor.

Kalbimin atışları, tutkularım, tutamadıklarım, umutlarım, unutuşlarım, unutuluşlarım..

Nedense hep hayata karşı kürek çekişlerim. Bu uğurda kırdıklarım,kırgınlıklarım.

 

Bir dantel gibi işleniyor hayat. İçinde zekerriyanın duası, meryemin sabrı, yahyanın iniltileri, isanın kelimeleri, muhammedin anlamı, kitabın hikmeti, hikmetin hakikati.. nasılda işliyorlar insanı işlenildiğinin farkına varmadan..

 

Maziye bir bakıver neler neler bıraktık. Bilmem neler bıraktık. Neler bırakabilir dik.

 

Şimdi ılık bir bahar akşamındayım. Kimse yok yanımda ne annemin özenle hazırladığı masa ne yanan ampüller. Penceresi kuzeye bakan karanlık bir odanın içindeyim.  Romatizmaların azmış. Sahi nerede annemin üzerine aldığı şalı..

 

Duvardaki saatin enstrumansız sesi duyuluyor, tik tak tik tak ; sanki ömrünün son demi son baharıdır artık der gibi.

 

Saçlarımda elimdeki fotoğrafın rengini almış hem siyah hem beyaz. Eğer kırdığımı kırmamış olsaydım beklide bu resimlere beraber bakacaktık ve elleriyle saçlarımı tarayıp sen böylede yakışıklısın diyecekti. Ahh dedim ya hüzzam makamında yaşarken hayatı sen hangi peşrevlerdesin..

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

9/7/2008 ·

deniz gözlerine


gittiğin o yerlerde söyle huzurda mısın
geride kalanların söyle farkında mısın

atın beni denizlere vermeyin ellerine
zaten hasret kalmış idim o deniz gözlerine

atın beni denizlere vermeyin ellerine
zaten hasret kalmış idim o deniz gözlerine

gidipte dönmemeye söyle yeminli misin
dönüpte görmemeye dayanabilirmisin
ey göklerin yıldızı benim farkında mısın
benden ayrı yaşamaya dayanabilir misin
ey göklerin yıldızı benim farkımda mısın
benden ayrı yaşamaya dayanabilir misin

atın beni denizlere vermeyin ellerine
zaten hasret kalmış idim o deniz gözlerine

atın beni denizlere vermeyin ellerine
zaten hasret kalmış idim o deniz gözlerine

Yorum (3) Yorum yaz!

16/6/2008 ·

ve sen kuş olur

ha biz yokuz
ha biz seferde

Ya bu kez ölenleri görmeliysek
Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım
Park bizi alır önce
Seyrimizden bir sabah kazanır
Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

Yorum (1) Yorum yaz!

7/6/2008 ·

TETİK ÇEKEN ŞEHADET PARMAKLARINDAKİ HAYSİYETLE YENECEĞİZ

Şimdi, milletimize nişan alanlar, İngilizin tarlasına bekçilik yapanlar, İngiliz güdümlü Frankofon mason değerleri bize Cumhuriyet diye yutturmaya kalkanlar, amerikan emperyalizmine ve Yahudilere, hiç ingiltereden ve İngiliz icadı siyonizmden bahsetmeden sözde düşmanlık yapıyormuş gibi görünüp yeniden İngiliz tohumları serpmeye çalışanlar, İngiliz-Rus eksenine karşı milletin haysiyetini savunan son kahramanlarımız olan Enver’e, Akif’e, Kuşçubaşı Eşref’e ve onların temsil ettiklerine, onların yetiştirdiklerine düşmanlık yapanlar, milletimizin uğruna kan döktüğü kılık kıyafetlerimize, değerlerimize, imanımıza meydan okuyanlar bilin ki, ister Atatürkçü, ister Müslüman, ister kürt, ister Alevi, ister dönme kılıklı olun, isterseniz trilyonlarınız olsun, isterseniz silahlarınız, makamlarınız olsun, SİZİ, HEPİNİZİ TANIYORUZ.

Ne yapmaya çalıştığınızı biliyoruz.

Ne yapamayacağınızı da biliyoruz.


BU DEFA KAYBEDECEKSİNİZ.

SİZİ, DEDELERİMİZİN SİZE TETİK ÇEKEN ŞEHADET PARMAKLARINDAKİ HAYSİYETLE YENECEĞİZ

Yorum (yok) Yorum yaz!

6/6/2008 ·

YARGI(SIZ) İNFAZ..KEMALİST ADALET İNSANSIZ ÜLKE İSTİYOR

Bu karar özünde sistemin kendini açıkça faşizan bir diktatörlük olarak ilanından başka bir şey değildir. Bu şekilde yargı bürokrasisi Kemalist dikta düzenine uygun olmayan her türlü düzenlemeyi reddedeceği mesajını vermektedir. Bu durumda Anayasa mahkemesi yerine mantıklı tutumun Kemalist oligarşik düzeni tartışmak olması gerektiği artık anlaşılmalıdır.

Yorum (2) Yorum yaz!

4/6/2008 ·

YALNIZLIĞA SÜKUT

Yalnızlığıma kalın çizgilerle not düşüyorum, Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek. Kirli gürültü, her tarafta alevlerde bir dağ gibi yükselirken, ben inime çekiliyorum usulca. Yalnızlığımı, yalnızlarla kayıt altına alarak tarihin esrarlı dehlizlerinde, yıldızlar ve kurtlarla dans ediyorum.

Dehşetengiz gözlüklerle takılıyorum yaşamın peşine. Görünmeyen varlık olmanın yalnızlığını tadıyorum. İçim bir parça Kudüs bir parça Bağdat kanıyor

Yorum (yok) Yorum yaz!

27/5/2008 ·

yağmur duası

BEN geldim geleli açmadı gökler

Ya ben bulutları anlamıyorum

Ya bulutlar benden bir şeyler bekler

Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum

Ben geldim geleli açmadı gökler

İyiki bilmiyor kalabalıklar

Yağmura bakmayı cam arkasından

İnsandan insana şükürki fark var

Birine cennetse birine zindan

İyiki bilmiyor kalabalıklar

 

Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Bulutlar yarılır hava açardı

Şimdi ne ihtimal nede imkan ar

Göğe hükmetmkten kolay ne vardı?

Yağmur duasına çıksaydık dostlar

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

22/5/2008 ·

GERİ DÖNÜLMEZ YERDESİN..ELVEDA DOSTUM

dostum öldü dün topraga indirdim,
kendim gömdüm anlatmasi bir hayli zor
acisi sönmeyen bir kor yanar bu kalpte sonunda sende çekip gittin hee!!
yarim kalan hayallerinle mahkûm ettin maziye biz ayni yerdeyiz yine
sense bizsiz simdi nerde kapali
gözlerinle terk ettigin evin ailen kederde
bense dertle suskunum ve saskin halde beklide yalandir diye umutluyum
kizginim birazda sana onca yilin hatrina vedasiz ayrilmakmi reva
kalkip baksana arkadaslarin kabir basinda
helal olsun varsa hakkim bir degil de bin defa
yirmi üç yasinda umutlara zamansiz elveda
sararmisti yüzün dönüp baktigimda son defa
acelemizmi vardi sanki gömdük tam bir dakikada
kaçacak miydin ki dostum çaktik dokuz tane tahta
vefasiz olma arada bir misafir ol rüyama
eskilerden lafla varsin senden olsun her bir tafra
bir yani bos ve tadida yok sensiz kurdugumuz sofra
rabba isyan degil bu mektup yazdim ben bi dosta
arada gözlerim dolar gülüsünü hatirladikça dostum elveda

kabrinde kar var gözümde yas içimde yanar ates
gömüp döndük seni ve sen soguktan üsümedin mi kardes
hayatta sirt dönenlerin simdi alayi es
bes kurusluk maskelerinin ardi maskeden beles ve
rast gelirsen sen yüzles utanmadan kisner kalles
birkaç gebes duayi kesip yolda dedikoduyla pes
yarami desme der sorunca hazir gözlerinde yas
üzülme sen dostlarin var özleyip içten seven
isminin telaffuzunda kâh gülüp hüzünlenen
yakismamis son elbisen büyük sanki iki beden
beni avuntu söyleten dört bayram sensiz geçen ve yok nesem
son nefeste yüzünü dahi görmeden ansizin çekip giden bedende
sen yoktun neden eceldi dostu gömdüren ölümdü kefeni giydiren
geri dönülmez diyarlarda tek bi basina senmisin ?
biz hasretinle kahrolurken sende bizi özlermisin biyerden
izlediysen sayet aglayip gülermisin saka yapipta assam siniri
sirt dönüp gidermisin dün neseyken ortaminda bugün bize kedermisin
saysam bütün dertlerimi bikmadan dinlermisin
elalemin kalemi düzgün bizimkisi kadermisin


Sende terk edipte gitme görürsen aglarken üzülme
Biryani mezara gömdük senle çok severmisiz megerse
Sen yasarsin bu kalpte artik geriye dönmesende
Dün yanimda bugün nerde adina dünya denen kahpe
Çekti yüzüne perde iste burasi böyle sahte
Bir gün güldürürse elbet aglatir bir günde yüzün hüzünlü son resimde

Yorum (3) Yorum yaz!

16/5/2008 ·

selat ve selam sana olsun ey allahın resulu

1428 sene evveli, 8 haziranında rabbine firar eden devrimcilerin en büyüğü resulallah muhammed'e...

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::